GK KALİTELİ FOTOĞRAFLAR DERLEMESİ -16 [85 FOTO.]





TARİHTE TÜRK KAHVESİ



Kız isteme merasiminin olmazsa olmazı, hoşsohbetlerin vazgeçilmezi, uykusuz gecelerin yareni... Nasıl alırdınız; sade, şekerli, yandan çarklı?

Kahvenin İstanbul'a gelişi, 16. yüzyılın ortalarına rastlar. Kanunî Sultan Süleyman devrinde Habeşistan Valisi Özdemir Paşa'nın ülkesine dönerken getirmesi ile kahve, önce saraylarda, konaklarda içilmeye başlandı. Kısa sürede de tiryakisi olundu. 'Taze elden taze kahve içme'nin zevkine varılmıştı. Sarayların, konakların, yaşları onaltıyı geçmeyen üç kahveci güzeli, gelen konuklara bir yudum acı kahveyi 'perikızları' gibi görsel bir ziyafet içinde özenle sunarlardı. Ve bu törende kullanılan kahve takımları göz kamaştırırdı. Sanat, zarafet, zenginlik, gençlik, güzellik birbiriyle bütünleşir, kahve içmek bir şölene dönüşürdü. Zamanla kahve içme geleneği tüm topluma yayılarak köylere, çadırlara kadar ulaştı. Halk arasında, köylerde, çadırlarda da kahveyi genç kızlar sunardı. "İnsanın gönlünü ne tazeler, / Taze elden pişmiş, / Taze kahve tazeler."


SABAH KAHVESİ


Zaman içinde kahve, ziyaretlerin de itibarlı ikram aracı olmuştu. Örneğin kız görme, kız isteme, evlilik, nişan, düğün, doğum tebrikleri, dinî bayram ziyaretleri, nezaket ziyaretleri hep bir saatlik kahve içme süresinde yapılırdı. "Bir acı kahvemizi içmeye gelin" sözü, kısa süreli bir ziyarete davetti.

Genellikle bu kısa ziyaretler kadınlar arası 'sabah kahvesi' toplantılarında gerçekleşirdi. Kadınlar, kızlar, yaşlılar, gençler, sabahın erken saatlerinde günlük ev işlerini tamamlayıp sabah ona kadar hazırlanmış olurlardı. Çünkü komşular, yakın akrabalar, arkadaşlar, dostlar, haber vermeden sabah kahvesine her an gelebilirlerdi. Onla on iki arası, her ev için açık bir davet zamanıydı.


KUŞ AĞZINDA HABER

Bu kahve meclisinde günlük dedikodular, tatlı ve acı olaylar dile getirilir, ileriye dönük bazı programlar yapılır, bu arada ev sahibesi, genç kızlar, gelinler, varsa evin hizmetlileri, en şık kahve takımlarıyla kahve sunarlardı. Mücevher gibi süslü zarflı fincanlardan yudum yudum içilen kahveler bittiğinde, "Neyse halım çıksın falım" diyerek, fincan üç kere çalkalanıp tabağa ters çevrilir; üç kere de işaret parmağıyla fincanın dibine vurularak niyet tutulurdu. Bu topluluklarda yaşam felsefesi olan, fal bakabilen bir kadın mutlaka bulunurdu. İstek üzerine soğuyan fincanı alıp çok çeşitli konuları kendince dile getirerek pozitif düşünceleri, öğütlerini, yol göstermeleri, fal bakarak karşı tarafa iletirdi. Neler çıkmazdı ki küçücük fincandan. Balık gibi kısmetler, kuş ağzından haberler, uzun yollar, kem gözler…

İKRAMI BİR TÖREN GİBİ
Sosyal yaşamda anlam kazanan kahve için saraydan konağa, köy evinden çadıra kadar kullanılan çok çeşitli ve sanatla taçlandırılan malzemeler yapılmıştı. Ailelerin zenginliğine göre malzemenin kalitesi değişebilirdi. Her evin kahve takımlarının toplandığı özel bir yeri vardı.

Ve düğün armağanı olarak zarflı, gümüş kahve fincanları götürmek gelenektendi. Ayrıca kahve tepsileri de armağan olarak gönderilirdi. Şimdi çeşitli kahve araçlarına şöyle bir değinelim: Madenden yapılan kahve kavurma tavasının içine çiğ kahve konur, ateşe sürülürdü; uzun kahve kaşığıyla karıştıra karıştıra kavrulurdu. Sıcak kavrulmuş kahve, ahşaptan kahve soğutucu kaba boşaltılırdı. Soğuyan kahve, yine ahşaptan kahve dövme dibeğine dökülür ve elle dövülerek dibek kahvesi elde edilirdi. Bazı tiryakiler sadece dibek kahvesi içerlerdi. İsteyen kahvesini, pirinç ya da bakırdan yapılan kahve değirmenlerinde öğütürdü. Öğütülen kahve, ahşaptan, madenden, seramikten kahvelik şekerlik kaplarında muhafaza edilirdi. Bakırdan yapılan acı kahve pişirme güğümünde, şekersiz acı kahve pişerdi. Bakırdan, pirinçten kahve cezveleri, bir fincanlık, üç fincanlık, beş fincanlık gibi farklı boylarda sıralanırdı. İsteğe göre, sade kahve, az şekerli, orta şekerli, şekerli kahve ayrı ayrı pişirildiği için cezveler boy boy kahve mangalının ateşine sürülürdü. Konakların, yalıların ise özel kahve ocakları bulunurdu. Kahveler, bu ocaklarda pişirilirdi ve buradaki 'niş'lere, dolaplara kahve takımları yerleştirilirdi.

Ocakta pişirilen acı kahve, servise çıkan gümüş, tombak, pirinç ya da bakır stil takımına boşaltılırdı. Tombaktan ya da gümüşten yapılan zarif zarfların içindeki kahve fincanları porselendi. Kahve tepsisi genellikle yuvarlak olurdu. Zarflı fincanlar bu tepsinin üzerine sıralanarak servise çıkardı. Kahve töreninde, tepsiyle birlikte tutulan nakışlı stil örtüsü güneşi temsil ederdi. Görüldüğü gibi kahve ikramı bir törendi ve pek çok değişik araç gerece ihtiyaç duyulurdu. Şimdi bu örneklerin birçoğu müzelerde ve özel koleksiyonlarda yer alıyor. Kahve kültürünü araştırdığımızda, malzemelerde görülen bazı isimler, formlar, süslemeler, desenler, şekiller eski Anadolu medeniyetlerinde de izlenebiliyor. Kökeni çok eskilere dayanan şerbet sunma törenlerini anımsatan Türk kahvesi geleneği, bizlere kültürel bir sentezi de sergiliyor. Ayrıca kahve ikramı törenleri, Japonların çay merasimlerini de anımsatıyor. Yaşam içerisinde gelişen geleneklerin kökleri, çok derinlere inebiliyor.


TANDIR KAHVESİ

Anadolu'da yemekten sonra kadınlı erkekli aileler, akrabalar, dostlar, bir evde toplanır ve bu toplantıya her aile 'kahve sepeti'ni alarak giderdi. Tandır çevresinde bir daire oluşturulur, kapaklı sepetler açılır, orta yerdeki tandır ateşine cezveler sürülürdü. Kahveler pişirilir, içilir, sohbetler edilirdi. Akşam yemeğinden sonra gidilen 'tandır kahvesi' toplulukları günümüzde de devam ediyor. Yalnız erkeklerin gittiği eski kahvehaneler de iç ve dış mimarisiyle, kahve malzemesiyle, kahve içme adabıyla birçok açıdan ayrı bir eğitim ve iletişim merkezleri gibiydi. Bu eşsiz güzellikte olan eski kahvehaneler, minyatürlerde, gravürlerde, Avrupalı ressamların tablolarında yaşıyor. Ancak 'kahvaltı' (kahve altı) sözcüğünün dilimize girmesini sağlayan, dost sohbetlerinin yareni, uykusuz gecelerimizin dostu kahveden hiçbir zaman vazgeçilmeyeceği aşikâr. Fotoğraflarda görülen malzemeler, Sabiha Tansuğ'un koleksiyonundan alınmıştır.




Gönderen: Kardeşim "Ali"


KİMLİK FOTOKOPİSİ VERİRKEN DİKKAT




Bildiğiniz gibi artık her kurumda işlem yaparken, telefon hattı alırken, bir yerlere abone olurken, kargo alıp-verirken, havale işlemlerinde.. vs.. kimlik fotokopisi istenmekte..

Aslında bu yasal değil, sadece koca formu doldurmak yerine kimliğinizin fotokopisini iliştiriyorlar o belgelere ya da kendilerini garantiye alıyorlar ve işleri hızlandırıyorlar...

Sebep her neyse... Sonuçta artık kimlik fotokopisi ile çok işlem yapılması alışmış bir durum oldu artık...

Peki, bu kimlik fotokopiniz ile başkası neler yapabilir diye düşündünüz mü hiç?

Birkaç örnek verecek olursak:

-Adınıza bir yerlere üye olunabilir.

-Adınıza abonelik açılabilir.

-Sizi bir şey için kefil edebilirler.


-En çok görülen vakalardan biri de şu: ADINIZA BİR SÜRÜ TELEFON HATTI AÇTIRIP, AÇIK HAT OLARAK SATABİLİRLER! ve bu hatları alanlar herhangi bir suç işlediklerinde direk hat sahibi yani kimlik fotokopisi kullanılarak adına hat açılan kişi zan altında kalmaktadır. (zaten siz de telefoncularda açık hat satıldığına şahit olmuşsunuzdur)

-ve bunun gibi birçok örnek..



Peki, kendimizi korumak, kimlik bilgilerimizle isteğimiz dışında işlem yapılmasını önlemek çok mu zor? Elbette değil

Basit ve etkili bir yöntem var:



Mesela 05xx1234567 nolu telefon hattını aldınız.

Form doldururken ve kimlik fotokopisini verirken,FOTOKOPİDE, KİMLİĞİN ÖN VE ARKA YÜZÜNDEKİ BOŞ ALANLARA (hatta uzerine)

SADECE 05XX1234567 HATTIN ABONELİK İŞLEMLERİ/ AKTİVASYONU İÇİNDİR yazıp paraf atmanız sizi koruyacaktır.



Veya: SADECE 01/01/200X NOLU , XXXXMİKTARLI HAVALE İŞLEMİ İÇİNDİR..

vb. ŞEKLİNDE NOT TUTMANIZ İYİ BİR ÖNLEM OLACAKTIR...



Gönderen: GK Gruptan "YAVUZ ALİBEYLER"

BİR İŞSİZİN GÜNLÜĞÜ :)



1 senedir işsiz olduğundan en az bir psikolojik rahatsızlığa yakalanmışsındır.(göz seyirmeleri,takıntılar vs vs)

Gün içinde anneanenin en az 1 kere rencide edici "filanların oğlu da şurda çalışıyomuş" lafına maruz kalırsın.

Liseden arkadaşlarının seni facebook'tan bulmamasını dilersin(employment kısmı boş)

Lise arkadaşlarının düğünlerinden mümkün olduğunca uzak durursun..kesin maaş geyiği yapılacaktır..

Eskişehir yolu-kızılay hattı otobüslerine binmemeye çalışırsın..kravatlı insanları görmemek için.

Forumlara üye olurken meslek kısmına "diğer"i seçersin -Evde otururken national geographic-discovery channel izlemekten veteriner ve ya inşaat mühendisliği okumuş kadar olursun..ya da sabah sabah seda sayan izlemekten östrojen bile salgılarsın

Kariyer sitelerine yapılmış 30 başvurunun yanında sıfır mektubunuz var kısmına alışırsın.

Her sabah uyandığında balkondan servise binen çalışanlara gıpta ile bakarsın

Nasıl olsa işin olmadığından markete sen gidersin,faturaları sen yatırırsın,hastaneye,otogara götürülecek bi akraba varsa sen götürürsün

Anneden babadan para isterken kartondan he-man maskesi takarsın.

İşsizlik konusunda ahkam kesen devlet büyüklerimizin oğullarının ve kızlarının neden amerika'da okuduğunu,bu konuya ne kadar duyarlı olabileceklerini düşünürsün.

Ülkemin pırlanta gibi gençlerinin siyasi çekişmelerin perdesinde işssizlikten acı çektiğini,zor durumda ki ailesine ekmek götüremediğini düşünür bazı şeyleri değişmesini dilersin.



Gönderen: Gruplar vasıtasıyla "İbrahim KORKMAZ"

SEÇME REKLAM RESİMLERİ - 7 [41 AD.]





Resimlerin büyük halleri için üzerlerine tıklayınız...
















































KAMUFLE SANATI [19 FOTO.]




LAPTOP'TA YAZI YAZARKEN TOUCHPAD PASİF HALE GELSİN




Dizüstü bilgisayarınızla yazı yazarken bir bakmışsınız ki yazdığınız yazı alaksız bir yere yazılıyor.Yanlışlıkla touchpad'e dokunmuş ve imleci başka bir yere taşımışsınız.

Bu gibi gıcık edici sorunla bir daha karşılaşmamak için ufacık bi uygulama yapılmış.

Uygulama siz yazı yazarken touchpad'i etkisiz hale getiriyor.


İNDİR (Sadece 251 kb.)



Linux İçin


Kaynak: Teknobaz